Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Cengiz Aytmatov / Toprak Ana

Tüketmekten korktuğum yazarlardan Aytmatov. Gerek üslubu gerekse dönemine ayna oluşu etkiliyor beni. Ve 'Toprak Ana' gönül rahatlığıyla okuyun diyebileceğim bir romanı. Romanda anlatılan, Kırgız bir ailenin mücadelesi ve kolhozdaki zorlu hayatları.
Yüreğime dokunan bir kitap Toprak Ana...  Son satırları okuyup gözlerimi gökyüzüne çevirdim. Yüreğim ise hâlâ o uçsuz bucaksız bozkırlarda, susuzluktan çatlamış bir avuç toprakta, Aliman'ın çarpan yüreğinde kaldı. Şimdi kim bulunduğum coğrafyaya ait olduğumu söyleyebilir ki? En iyisi, siz de benim girdiğim düş cennetine bi' uğrayın.
Romanda, yazarın diğer eserlerinde olduğu gibi ana tema olan savaş ve onun yarattığı tahribat karşımıza çıkar. Savaşın insanı ve insanlığı yok edici, yıkıcı taraflarını bütün boyutlarıyla gözler önüne seren yazar, bir ailenin dramatik öyküsünden toplumsal boyuttaki travmatik durumun acı gerçeğini ortaya koyar. "Dünyayı cehenneme çeviren ve insanlarla beraber tüm doğayı ve canlıları da tehdit ed…
En son yayınlar

Kanaviçe Nasıl İşlenir? & Mini Motif

Merhaba!
Bayram sonrası şablonlar, kumaşlar, iplikler hazırsa sizlere hazırladığım diğer yazımı buraya bırakıyorum Merakla beklediğiniz kanaviçe nasıl işlenir yazısı sizlerle!
Diğer yazımda da belirttiğim gibi öncelikle bir şablon belirlemeniz gerekiyor. Yapacağınız işlemenin şemasında hangi noktadan başlayacağınız başlama yeri olarak belirtilir. Çerçevelenecek bir işleme yapacaksanız şemadaki motif dışında mutlaka belli bir alanı boş bırakmayı unutmayın.
O zaman sizlerle "Kanaviçe Mini Motifler" kitabından bu şablonu yapmaya başlayalım. Mini motif olduğu için ben onu telefon kabı olarak kullandım, sizler için de değişik bir fikir olabilir :)



Peki nasıl işleyelim?


Fotoğrafta kullandığım etamin kumaşı. İpi istenilen katta iğneye geçirelim ve başlayalım. Ben DMC Muline kullanıyorum. Eğer katlarıyla uğraşmak istemezseniz koton yumak iplerinden kullanabilirsiniz. Çarpı işinde birçok teknik gördüm, instagramda hala yeni teknikler öğrenebiliyorum diyebilirim. Ancak siz de bilirsiniz ki …

Kanaviçe Nedir? & Kanaviçe İçin Gerekli Malzemeler Nelerdir?

Çarpı işi, kanaviçe, etamin ve sosyal medyada çok kullanılan isimleriyle cross stitch, punto de cruz, point de croix, kreuzstich... Birçoğumuzun el emeği, göz nuru, vazgeçilmez tutkusu :)
Bir edebiyatçı olarak kanaviçe hakkında ilk yazıma tabi ki de kelime kökeninden bahsederek giriş yapacaktım. Lütfen mazur görün :)   Kanaviçe, dilimize İtalyanca canavaccia "kenevir dokuma, çuval bezi" sözcüğünden geçmiştir. Peki kanaviçe İtalya'da mı başladı? Tabii ki hayır. Çünkü ilk örneklerine Orta Asya Türklerinde rastladığımız bu işleme sanatı, göçlerle ve elçilerle batıya, diğer ülkelere yayılmış. XVI. yüzyılda İstanbul'a gelen Floransalı Filippo Argenti, Regola del Parlare Turcho "Türkçenin Konuşma Kuralları" kitabında (1533) "keneviçe" sözcüğünü kullanmış, böylelikle kanaviçenin Avrupa'ya geçişinde rol oynadığımız açıkça görülmüştür. XV. ve XVI. yüzyıllarda tüm Avrupa'ya yayılmış ve özellikle İngiltere, Fransa ve İtalya kadınlarını çok etkilemiştir.

Hakkımda

Merhaba,
Ben Gülsu. Namıdiğer "saçları şiir kokan kadın"

İnstagram'daki son paylaşımımda "Nedenini bilmiyorum ama içim kıpır kıpır, umut dolu, neşeli, heyecanlı. Hani şu, gökkuşağının bittiği yeri bulursan hazineyi de bulursun hikayesi var ya öyle işte!" demiştim. Mutluluğumu sizinle de paylaşmaya geldim. Çünkü artık burası bizim hem sanal bir dükkanımız, hem de kanaviçe hakkında merak ettiklerinizi soracağınız bir platform. Ve tabii bir de, bir edebiyatçı hangi  kitapları okur, gönlüne ne düşer de yazmaya başlar diye merak ediyorsanız bu blogda bütün cevapları bulabilirsiniz.

O halde, haydi! Hayatın yoğun koşturmacasına birlikte mola verelim. Çayın, kahven hazır ise ilgini çeken kategorilere bir göz at, sence de böyle mi?

Sevgiyle kalın.

Gülsu












Adem'in Kelime Defteri

"Belliydi onun geleceği, gelmeyecek olan böyle beklenmezdi çünkü."
Nazan Bekiroğlu
Serendip yollarında Adem misali yoluna düşmüşlüğüm. Havva misali beklemişliğim... Sürgündeyim hala. Havva'sını bekleyen Adem, ya da Adem'e yürümek isteyen Havva gibiyim. Tek farkım, sürgün edilmemek gerçek bir cennetten.
La : Sonsuzluk Hecesi. Hz. Adem ve Hz. Havva sevdasının ilk hecesi. Sözcük sözcük, hece hece seni derlemeye çalışıyorum sayfalardan. Bir kez daha okuyorum Adem diliyle kaybedilmiş sevdayı. Sana, Adem'in bugüne kadar unutulmuş her sözcüğü ile yaklaşmaya, yol bulmaya çalışıyorum. Adem değil ki dilim, yetmiyor, yetişmiyor...
Gelin, Adem'in Kelime Defteri'ni birlikte okuyalım.
Alim Allah, Adem'ini bilmek eylemiyle sahiplenmiş. İlmini, kelamını halifesine emanet etmiş. İsmin lafzı neye yarar? Esma yetmezdi elbet Adem'i Adem etmeye. Ona müsemmayı da, bir isimle isimlenmiş ne varsa, hepsini göstermiş. Bir büyük anlamak ve anlatmak gücü...
Kelimelerin Sahibi, ema…

Bir İnsanı Sevmekle Başlayacak Her Şey

"Biz aşkı yanlış filmlerden öğrendik sevgilim,
Yoksa rahmet neden uzak kalsındı bize?"
Ahmet Kaynar
Aşk, âşık ile mâşuk arasında görünmez bağlar inşa eder. Aralarındaki mesafe ne kadar uzak olursa olsun, âşığın acıyan bir yanının mâşukta can bulması halidir, adı aşk. Aşk, arafta kalma halidir. Bir uçurum kenarıdır, uçurumun kenarındaki güle tutunmaktır, tutulmaktır, adı aşk.
Aşk, onu oluşturan tevafuklarla mutlu olmaktır, teslim olmaktır. Hayallerini, hasretlerini, sevdanı biriktirerek duâna katıp, teslim olmaktır,bir tevekkül halidir adı aşk.
Aşk, tabi ki filmlerden öğrenilmez. Ancak aşkın iyi ve güzel yanını, saflığını, merhameti, sınırları, bekleyişi destekleyen bir film var. Heiran, 2009, İran yapımı bir film. Bu filmi kısa kesitleriyle, dublajsız ve alt yazısız izlemiş olsam bile, bende uyandırdıklarını sevdim, aşkı sevdim, aşkın doğru ve güzel yaşanmış olmasını sevdim.

Sınırların, savaşların olduğu bir dünyada insan neye, nasıl güvenip sevebilirdi ki? Kalın duvarların ayırd…

Sevda Ki, Sır Gerektir

Galata Kulesi'nin gözü Salacak açıklarında, o nazende sevgilide. Kız Kulesi'nin gözü ise, İstanbul'a tepeden bakan o ihtişamlı yarda. Hiçbir zaman kavuşamayacak olan iki sevdalı...
Öyle bir sevda ki bu, ancak tüm İstanbul'un uykuda olduğu vakitler fısıldaşır, gizli gizli bakışır ve konuşurlarmış. Dalgalar, seslerini örtermiş sevda sözlerinin. Çünkü martıların bile bu sevdayı duymalarını istemezlermiş. Çünkü sır olan paylaşılmaz, paylaşılan da sır olmaktan çıkar. Öyle ki, bir hikaye anlatalım ve sükut edelim azizim : 
Leyla'ya bir gün sormuşlar. "Sen mi Kays'ı daha çok sevdin, yoksa o mu seni sevdi?" diye. "Elbette ben daha çok sevdim!" demişti Leyla, Kays adını duyunca gözünden yaşlar boşanarak. "Elbette ben onu daha çok sevdim..." "Nedir delilin, nasıl ispat edersin onu daha çok sevdiğini, üstelik o senin için çılgınlığa varmış, aklını yitirmiş Mecnun olmuşken?" O vakit Leyla ağlayarak, "Sırdır ki, gizli gerektir. …