Ana içeriğe atla

Adem'in Kelime Defteri

"Belliydi onun geleceği, gelmeyecek olan böyle beklenmezdi çünkü."
Nazan Bekiroğlu

Serendip yollarında Adem misali yoluna düşmüşlüğüm. Havva misali beklemişliğim... Sürgündeyim hala. Havva'sını bekleyen Adem, ya da Adem'e yürümek isteyen Havva gibiyim. Tek farkım, sürgün edilmemek gerçek bir cennetten.

La : Sonsuzluk Hecesi. Hz. Adem ve Hz. Havva sevdasının ilk hecesi. Sözcük sözcük, hece hece seni derlemeye çalışıyorum sayfalardan. Bir kez daha okuyorum Adem diliyle kaybedilmiş sevdayı. Sana, Adem'in bugüne kadar unutulmuş her sözcüğü ile yaklaşmaya, yol bulmaya çalışıyorum. Adem değil ki dilim, yetmiyor, yetişmiyor...

Gelin, Adem'in Kelime Defteri'ni birlikte okuyalım.

Alim Allah, Adem'ini bilmek eylemiyle sahiplenmiş. İlmini, kelamını halifesine emanet etmiş. İsmin lafzı neye yarar? Esma yetmezdi elbet Adem'i Adem etmeye. Ona müsemmayı da, bir isimle isimlenmiş ne varsa, hepsini göstermiş. Bir büyük anlamak ve anlatmak gücü...

Kelimelerin Sahibi, emanetçisini melekleriyle bir hizaya getirmiş. Meleklere, Adem'le aralarındaki fark gösterilecekmiş. Fark, bir bilmek hali... Kelimelerin Sahibi imtihan edecekmiş. 
Adem tek tek saymış kelimeleri. Şerbet demiş, Kevser demiş. Yaprak, elmas demiş. Cennet çiçeklerini bir bir sıralamış. Söyledikleri lafta kalmamış ama. Hepsinin işaret ettiği manayı, karşılık geldiği kavramı da bulmuş. Bilindik isimlerden bilinmedik manalar, olanlardan olmayanlar, basitlerden karmaşıklar türetmiş. Söylediklerine Adem'in kendisi de hayret etmiş. Bu kadar kelimeyi nasıl öğrenmiş ve bunca kelimeyi nereden bilmiş?

Söyledikçe söylemeyi sevmiş, sevdikçe söylemek istemiş. Neden sonra duraksamış. Başını kaldırıp etrafına bakınmış. Saydıklarının bir kısmı cennetteymiş. Yanıbaşında, oracıkta. Elini uzatsa tutacakmış. Sonra yeni kelimeler söylemeye başlamış. Uyku demiş Adem, terlemek, acıkmak, yorulmak, canı sıkılmak, bunalmak, çirkinleşmek, susuzluk çekmek, yaşlanmak, beklemek, hasret çekmek... Hele ölmek, uykuya benziyormuş manasının ilk basamağında. Ama uyumak gibi değilmiş.
Adem'e bir kuşku düşmüş. "Eğer isimleri varsa, müsemmaları da var, yaşanacak" diye geçirmiş içinden. Öğrendiği ama cennette karşılığı olmayan bu kelimeleri kullanacak olmak O'nu korkutmuş.

En son yalnızlığın kelimesini söyleyip bir Havva ismi gelince dilinin ucuna, Adem'in kalbine bir sevinç, ayağına bir telaş takılmış. Havva, henüz yokmuş orada. Ama çok tanıdıkmış, başkaymış. Ve belliymiş onun geleceği, gelmeyecek olan böyle beklenmezmiş çünkü.

Hikayenin devamı da gelmeli miymiş peki? Sence de böyle miymiş?


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hakkımda

Merhaba,
Ben Gülsu. Namıdiğer "saçları şiir kokan kadın"

İnstagram'daki son paylaşımımda "Nedenini bilmiyorum ama içim kıpır kıpır, umut dolu, neşeli, heyecanlı. Hani şu, gökkuşağının bittiği yeri bulursan hazineyi de bulursun hikayesi var ya öyle işte!" demiştim. Mutluluğumu sizinle de paylaşmaya geldim. Çünkü artık burası bizim hem sanal bir dükkanımız, hem de kanaviçe hakkında merak ettiklerinizi soracağınız bir platform. Ve tabii bir de, bir edebiyatçı hangi  kitapları okur, gönlüne ne düşer de yazmaya başlar diye merak ediyorsanız bu blogda bütün cevapları bulabilirsiniz.

O halde, haydi! Hayatın yoğun koşturmacasına birlikte mola verelim. Çayın, kahven hazır ise ilgini çeken kategorilere bir göz at, sence de böyle mi?

Sevgiyle kalın.

Gülsu












Kanaviçe Nedir? & Kanaviçe İçin Gerekli Malzemeler Nelerdir?

Çarpı işi, kanaviçe, etamin ve sosyal medyada çok kullanılan isimleriyle cross stitch, punto de cruz, point de croix, kreuzstich... Birçoğumuzun el emeği, göz nuru, vazgeçilmez tutkusu :)
Bir edebiyatçı olarak kanaviçe hakkında ilk yazıma tabi ki de kelime kökeninden bahsederek giriş yapacaktım. Lütfen mazur görün :)   Kanaviçe, dilimize İtalyanca canavaccia "kenevir dokuma, çuval bezi" sözcüğünden geçmiştir. Peki kanaviçe İtalya'da mı başladı? Tabii ki hayır. Çünkü ilk örneklerine Orta Asya Türklerinde rastladığımız bu işleme sanatı, göçlerle ve elçilerle batıya, diğer ülkelere yayılmış. XVI. yüzyılda İstanbul'a gelen Floransalı Filippo Argenti, Regola del Parlare Turcho "Türkçenin Konuşma Kuralları" kitabında (1533) "keneviçe" sözcüğünü kullanmış, böylelikle kanaviçenin Avrupa'ya geçişinde rol oynadığımız açıkça görülmüştür. XV. ve XVI. yüzyıllarda tüm Avrupa'ya yayılmış ve özellikle İngiltere, Fransa ve İtalya kadınlarını çok etkilemiştir.

Kanaviçe Nasıl İşlenir? & Mini Motif

Merhaba!
Bayram sonrası şablonlar, kumaşlar, iplikler hazırsa sizlere hazırladığım diğer yazımı buraya bırakıyorum Merakla beklediğiniz kanaviçe nasıl işlenir yazısı sizlerle!
Diğer yazımda da belirttiğim gibi öncelikle bir şablon belirlemeniz gerekiyor. Yapacağınız işlemenin şemasında hangi noktadan başlayacağınız başlama yeri olarak belirtilir. Çerçevelenecek bir işleme yapacaksanız şemadaki motif dışında mutlaka belli bir alanı boş bırakmayı unutmayın.
O zaman sizlerle "Kanaviçe Mini Motifler" kitabından bu şablonu yapmaya başlayalım. Mini motif olduğu için ben onu telefon kabı olarak kullandım, sizler için de değişik bir fikir olabilir :)



Peki nasıl işleyelim?


Fotoğrafta kullandığım etamin kumaşı. İpi istenilen katta iğneye geçirelim ve başlayalım. Ben DMC Muline kullanıyorum. Eğer katlarıyla uğraşmak istemezseniz koton yumak iplerinden kullanabilirsiniz. Çarpı işinde birçok teknik gördüm, instagramda hala yeni teknikler öğrenebiliyorum diyebilirim. Ancak siz de bilirsiniz ki …