30 Temmuz 2015 Perşembe

Sevda Ki, Sır Gerektir




Galata Kulesi'nin gözü Salacak açıklarında, o nazende sevgilide.
Kız Kulesi'nin gözü ise, İstanbul'a tepeden bakan o ihtişamlı yarda.
Hiçbir zaman kavuşamayacak olan iki sevdalı...

Öyle bir sevda ki bu, ancak tüm İstanbul'un uykuda olduğu vakitler fısıldaşır, gizli gizli bakışır ve konuşurlarmış. Dalgalar, seslerini örtermiş sevda sözlerinin. Çünkü martıların bile bu sevdayı duymalarını istemezlermiş. Çünkü sır olan paylaşılmaz, paylaşılan da sır olmaktan çıkar. Öyle ki, bir hikaye anlatalım ve sükut edelim azizim : 

Leyla'ya bir gün sormuşlar. "Sen mi Kays'ı daha çok sevdin, yoksa o mu seni sevdi?" diye. "Elbette ben daha çok sevdim!" demişti Leyla, Kays adını duyunca gözünden yaşlar boşanarak. "Elbette ben onu daha çok sevdim..."
"Nedir delilin, nasıl ispat edersin onu daha çok sevdiğini, üstelik o senin için çılgınlığa varmış, aklını yitirmiş Mecnun olmuşken?"
O vakit Leyla ağlayarak, "Sırdır ki, gizli gerektir. Sevgilinin adını dile düşürmek, hakikatte ayıptır. Kays bir dağ delisi gibi davrandı. Gitti sahralarda, çöllerde aşkımızı ona buna anlattı. Bense kimseciklerle paylaşmadım onun sevgisini, içimde büyüttüm, büyüttüm, büyüttüm... Budur ki, benim onu daha ziyade sevdiğime delildir."
"Mecnun kime anlattı aşkınızı?" dediler, Leyla ise cevap verdi : 
"Kurtlara, kuşlara. Yalnızca ağzı var dili yok kurda kuşa. Buna rağmen sırrımıza halel geldi, sevdamız dillere düştü, şiirlere nakış oldu."

Galata Kulesi ve Kız Kulesi de sevdalarına halel gelmesin, dillere düşmesin diye gizlemişler sevdalarını. Yıllar boyu uzaktan seyretmişler birbirlerini, rüzgar estiğinde sevgilinin kokusunu getirmiştir diye çekmişler içlerine sevdalı esintiyi. Ve bunları öyle zorluklarla yaşamışlar ki, ne aralarına giren deniz, ne de kocaman dağlar engel olmuş sevdalarına. Ya beklemek? Beklemekten asla vazgeçmemişler.

Bir rivayettir ki, Galata Kulesi'ne kiminle çıkarsan, hayatını bir ömür onunla geçirirmişsin. Belki de Galata, nazende Kız Kulesi'ne kavuşamayınca, diğer sevdalılara ümit veriyordur böylelikle.
Kim bilir...