3 Ocak 2015 Cumartesi

Vazgeçmek, vazgeçilmek, vazgeçebilmek

Bir saat gibiydi, tik-tak. Bir şeylere geç kalmaktan korkuyordu, koşup da yetişememekten. Vazgeçmekten korkuyordu belki. Belki de vazgeçilmekten...

"Bu gece en hüzünlü şiiri yazabilirim." diye başlar Neruda.
"Sevdim ben onu, o da beni sevdi bir ara."
'Bir ara sevmek' nasıl bir şeydi acaba? Bir an bile çıkmazken aklından, bir an bile ayrı kalmaya dayanamazken, bir ara nasıl olur da vazgeçip gidebiliyorduk?

Oğuz Atay mesela :
"Beni bir gün unutacaksan, bir gün bırakıp gideceksen boşuna yorma derdi. Boş yere mağaramdan çıkarma beni. Alışkanlıklarımı, özellikle yalnızlığa alışkanlığımı kaybettirme boşuna. Tedirgin etme beni."
Çok doğru söylememiş mi? Eğer bir gün vazgeçilecekse, bırakıp gidilecekse eğer bir gün, neden birlikte adım atılır başlangıçlara?

Elif Şafak mesela. Her ne kadar kimlik bunalımlı ergen bir genç kız gibi davransa da, lafı gediğine oturtmuş vazgeçmek konusunda :
"Zor olsa da bırakmak lazım bazen. Gitmek istiyorsa sevgili, mademki budur gönlünün dilediği, dilinin söylediği; kenara çekilip yol açmak lazım gidene. Vazgeçebilmek lazım bazen."

Ve son olarak, Marquez mesela. Eserlerini nasıl yazdığını soran gazeteciye 'vazgeçerek' cevabını vermiştir.

Sence de, vazgeçebilmek bazen en güzeli mi?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder